Geçirelemeyen onca zamana,
bir parça göz yaşı dökmeden dizilen cümlelerdir!
İçten içe yanan bi odun parçası gibi yaşamanın verdiği bayağılıktır!
İzlenen her filmde kurumuş göz pınarlarına gönderilen milyonlarca sinyaldir!
Bir nevi kendinden kaçıştır;her yaş!
Etrafa bakarak baba-oğul analizi yapmak,
Gırtlağımdaki düğüm,
yada
duyumların ve arzuların çok ilerisinde bir kavuşmadır!
Ağlamak istiyorum sana bakarak adam!
Sert ellerini tutmak,
ö-perek yumuşatmak
istiyorum!,
Mutlu olduğun o hayattan seni almak,
Benimle olmanı, daha mutlu olacağımızı gösterebilmeyi
istiyorum!
Ne zamana küskünüm nede terk edilişlerimize!
Bu boşluğu dolduramayışıma değil,
Hayatını benden çalmana kızıyorum!
Adımlar sıklaştıkça, kocaman yufka yüreklerimizdeki
sertleşmeşlere kızıyorum!
içiyorum...
Karşımda sen!
Karşımda kocaman bi adam!
İçimde burukluk ve eski zamanların küflü rüzgarları!
İçimde bağıran bir ben!
Dışımda bir yosun tabakası; katmanlarca...
İçiyorum ve uyuyorum!
Ölümünü duymayı bekleyerek rüyalara dalıyorum!
Bu pesimistlik, bu gereksiz acınma duyusunu
bilinçaltımdan alıyorum!
Ben ağlayamıyorum baba!
Sen de ağlayamıyorsun biliyorum!
Senden aldığım;
kocaman yüreğime değen elleri biliyorum!
İçindeki yangını!
İsyanınla karışmış,
gözlerinden fışkıran
öfkeni biliyorum!
Biliyorum ki;
Ne ben ne de sen ölmicez!
Adımıza anıtlar dikilmiş gibi,
Şairler şiirler,
müzisyenler besteler yapmış gibi
sonsuz olcaz!
Hep sonsuz olcaz!
Etrafa şuursuzca kelimelerimizi saçarak....










Previous Page12Next Page